1 Kasım 2016 Salı

Öylesine...


''Bizi düşün'' demişti o gece, dönüp merdivenleri hızla tırmanmaya başladığında. Başka bir şey düşünme olasılığım varmış gibi...Yalnızca ikimiz ve sonsuza uzanan merdivenler. Suça, deliliğe, oluşların kapısına yönelen merdivenler. Başka bir şeyi nasıl düşünebilirdim ki?

3 Ekim 2016 Pazartesi

Bu da böyle bir anımdır...



İstanbul'a ilk geldiğim günler... Daha işe bile başlamamışım o kadar ilk geldiğim günler, Görkem'in yanında kalıyorum. Görkem'in de ilk geldiği günlerdi, en az fazla 1 ay önce gelmişti. Neyse bir gün vapura binelim, çay-simit yapalım dedik. Simiti aldık, bindik vapura. Vapurda çay varmış, öyle dedi Görkem. Simit de varmış gerçi ama onu seyyardan aldık. Neyse... Biraz açılsın da öyle yiyelim, çayları da sonra alalım dedik. Neyse kadınları bir şeye benzetme oyununa başladık. Ben diyorum '' kadın otobüse benzer, aniden kalkınca bir yerine tutunmak istersen'', o diyor '' kadınlar çay bardağına benzer, öyle bi' havaları var''. Ben diyorum'' kadınlar bulutlara benzer, ikisi çarpışırsa yıldırım atar'', o diyor '' Kadınlar Beşiktaşa benzer, ikisin de seviyorum''... Sonra kadınları metalaştıramıyorum hacı ben'' dedi, ''haklısın başka bir şey yapalım dedim''.

27 Eylül 2016 Salı

İster Evet İster Hayır


Yumurtalık dünyası hayat ritminin bir mahsulüdür. Bebek doğduğundan beri sadece hayatın değil, ölümün de ritminin olduğu dünyanın parçası haline gelir. Hani içimizde ne olursa olsun, en boktan durumda bile yaşama içgüdüsü vardır ya, o hayatın değil ölümün ritminin bir sonucudur. Ne uğruna olursa olsun yaşamak gerekmez; hayat istenmeyen bir hal aldıysa, tamamen yanlıştır. İnsan sırf Azrail'i alt etmek gibi kör bir dürtüyle hayata tutunma çabası, kendi içine ölümün tohumunu atmasının bir yoludur. Yaşamı tamamen kabullenmemiş, yaşama bir katkıda bulunmayan biri, dünyayı ölümle doldurmaya katkıda bulunur.

28 Ağustos 2016 Pazar

Çöpçüyüm Ben!


Aidiyetsiz yaşamak bana uzaylıları anımsatıyor. Uzaylıları biliyor muyum da anımsıyorum, zihnimde bir yerde canlandırmışlığım var. Gerizekalı Hollywood filmlerindeki koca gözlü, beyaz lanet şeyler değiller. Star Wars'taki prenses de değil ya da kaybedince kötü olacam klişesine saplanan Darth Vader da değil.

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Neden?



Uyandığımda sabaha karşıydı. Kalktım ve notu tekrar okudum. Acıkmıştım. Yerde bir parça kakolu kek bulup yedim. Acıkmamdan daha fazla susamıştım. Arka arkaya birkaç bardak su içtim. Biraz başım ağrıdı. Tekrar yatağa süründüm. Fakat uyuyamıyordum. Gün ışığı ile birlikte kalkıp giyindim ve sokağa fırladım. Yatıp düşünmektense dolaşmak daha iyidir. Tabii bir yere yığılıp kalana kadar yürümeyi düşünüyordum.

28 Haziran 2016 Salı

N'aber Lan Etik!




1. isim Töre bilimi, 2. Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü,3. Etik bilimi, 4. sıfat Ahlaki, ahlakla ilgili… Bunlar TDK’ya göre etiğin anlamları. Yani kısaca içinde yaşanılan toplum veya içinde bulunulan meslek grubuna tarafından yazılmamış kurallar ve bu kurallara uygunluk diyebiliriz. Evet, bu yazıda etik mefhumundan bahsedeceğim. Hatta olmayan etik mefhumundan.

16 Haziran 2016 Perşembe

İlahi Addedilen Komedya



Atalarının adatmacalarıyla sana miras kalan sabah armağanları üçüncü öğünden sonra azalmaya başlar ve kişiliğin gerçek, bahtiyar kayası ruhun bataklığında ayakta dikilir. Gecenin çöküşüyle beraber toplu iğne başındaki kozmos genişlemeye başlar. Doğal yollu olarak genişlemektedir, sonsuz küçüklükte nükleer bir parçacıktan oluşan mineraller ya da takımyıldızlar gibi. Duvarın kenarına koyduğun ekmeği kemiren fare gibi çevredeki kaosu yemeye başlar. Tüm kaos bir toplu iğne başında toplanabilir, evveliyatında mikroskobik boyutlarda olan kişilik fezada herhangi bir noktadan büyür ve bir kozmosa dönüşür.

9 Haziran 2016 Perşembe

Kimse Tek Başına Bir Yere Varamaz



Diğerleri gidince aniden vites değiştirdi. ''Sen bu şekilde konuşmaya inanmıyorsun, değil mi?'' diye başlardı. İnanmadığımı itiraf etmek zorunda kalırdım. ''Yanılıyorsun'' diye devam ederdi. ''İnsanlarla iyi geçinmek zorundasın, içlerinden birine ne zaman ihtiyaç duyacağını bilemezsin. Özgür ve bağımsız olduğun varsayımıyla hareket ediyorsun sen. Bu insanlardan üstünmüş gibi davranıyorsun. İşte bu noktada büyük bir yanılgıya düşüyorsun. Beş yıl, hatta altı ay sonra nerede olacağını nereden biliyorsun? Kör olabilirsin, bir kamyonun altında kalabilirsin, akıl hastanesine kapatılabilirsin, başına neler geleceğini kestiremezsin. Kimse kestiremez. Bir bebek kadar aciz kalabilirsin...''

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Bu Kepazelikten Nasıl Sıyrılmalı?




Bu sorunun yanıtını bulmak için kaç kez kafamı duvarlara sürtmek suretiyle ateş çıkardım? Yapabilseydim, kafamı taş baskının altına sokacaktım. Ne yapsam, ne düşünsem, neye çabalasam bu cendereden kurtulamayacaktım.

1 Mayıs 2016 Pazar

D-evrim!


Psikoanalistler yeryüzünün her köşesinde ümitsiz bir savaş sürdürmekte. Yeniden yaşamın akışına kazandırdıkları,kendi söylemleriyle, ''adapte ettikleri'' her hastaya karşılık bir düzine insanı güçsüz kılıyorlar. Hiçbir dönem herkese yetecek kadar psikoanalist olmayacak, ne kadar hızlı mezun olurlarsa olsunlar. Üç gün sürecek bir savaş dahi yüzyılların emeğini yok etmeye yeter. Hariciyede, cerrahide yeni gelişmeler olacak tabii, ancak bunların ne denli fayda sağlayacağını söylemek güç. Tüm yaşamımızın değişmesi lazım. Daha iyi ameliyat gereçleri değil ihtiyacımız olan, daha iyi bir yaşam. Toplumun genelinin acil ve elzem ihtiyaçlarını sessizce tartışsak bile hızla ve oy birliğiyle bir cevap gelecektir: DEVRİM.

26 Nisan 2016 Salı

Çelınc Şeysi



Neye meydan okundu, ne oldu, sebebi ne anlamadım ama ben de yapayım bari dedim. Yine oyunbozanlık yapacağım ama hepsine birden kısa kısa cevap vereceğim :)





  •     1.     Müzik listenizdeki ilk 10 şarkıyı paylaşın. Dinlerken nasıl hissediyorsunuz?
  • Müzik listem yok :)

    23 Nisan 2016 Cumartesi

    Bir Otostopçunun Anlığı




    Yine otostopla ulaşımımı sağladığım günlerden biriydi. Şoför hiç konuşkan değil. Ben de. Sanki özel şoförüm varmış gibi gidiyorum. Az sonra nereye gittiğimi merak ediyorum. İş mi arıyorum? Yoo. Hayata yeniden mi başlamak istiyorum. Ona da hayır. İstediğim tatil mi? O da değil.

    6 Nisan 2016 Çarşamba

    I Have A Dream



    Mutlu insanın yazı yazmayacağı yönünde bir tezim vardı, sanırım doğru. Kendimle ilgili size çok şey anlatmadım sanırım. Ya da gereğinden fazla anlattım. Neyse, şimdilik beni mutlu eden şeyin ayrıntılarına girmeyeceğim. Bir hayalin peşindeyim şu an, o bile keyiflendirmeye yetiyor. Benzer kafada bir iş yapan bir arkadaşımın söylediğine göre en keyifli zamanlarıymış zaten bu zamanlar. Gerekli koşulları sağlayabilirsem ve bu hayalimi gerçekleştirebilirsem zaten röportajlarımı göreceksiniz. Şu an neler olduğunu o zaman okursunuz :)

    1 Nisan 2016 Cuma

    Maalesef!



    Maalesef! Bu aşk değildi, yalnızca bendeki gölgesiydi. Ben de buna kanmamak için yeterince genç ve naiftim. Masumiyetin, güzelliğin ve aşkın hak ettiği gibi ona hayran olduğumu, onu sevdiğimi sandım. Coşkunun, kimsesizliğin, gecenin, ümitsizliğin ve gözyaşlarının barındırdığı ihtirasın ses tonuyla bunu ona söyledim. Kanmıştı, çünkü yaşamak için buna muhtaçtı, çünkü binbir kalbin kifayetsizliğini örtmek için yeterince ihtirası vardı.

    25 Mart 2016 Cuma

    Sen Daha Samimi Geldin

    Şu blogu açtığım 1.5 yıldan beri hep düşündüğünüz, aklınızdan geçen şeylerden bahsediyorum sanırım. Ben de isterim yeni bir şeylerden bahsedeyim, kimsenin düşünmediği bir şeyi ilk defa düşünmüş olayım ama malzeme bu sanırım. Çok da zorlamamak gerek. Şu gökyüzü altında söylenmemiş bir söz kalmış mıdır acaba emin değilim. Peki neden yaratıcılığımı konuşturayım diye ihtiyacım var benim? Belki bir gün cidden bir şeyi ilk defa ben düşünmüş olurum, kim bilir?